Johnson
Artun kaleyi çıkarttıktan sonra: "Dershaneniz güzelmiş" dedi.
Harun da Artun'un saldırısını püskürtebilmek için rok yaptıktan sonra: "Evet biraz küçük ama canlı bir ortamı var" dedi. "Bak sana teslim ettiğim bu mektuplar çok önemli; senden başka kimse bilmiyor muhakkak o senin... Arkadaşın adı neydi?"
"Arin" diye ekledi Artun ve bu sefer fil ile çaprazdan yüklendi. Ama Harun da piyonla sağ çapraz koridoru bir süre güvene aldı: "Ha evet! Arin bir okusun bakalım... Madem sendikada kadın sekreterliği yapıyor; elbet vardır söyleyebileceği önemli şeyler"
"Bu kadar takmış durumdasın yani bu mektuplara!" dedi Artun, kale ile Harun'un filini yiyerek; "Ya sorma! Az önce derste öğrencilere Johnson Mektubu'nu anlatırken: 'ABD başkanı Johnson'ın İsmet İnönü'ye gönderdiği kaba mektuplardır' dedikten sonra tahtaya: Şenay'dan Mektuplar, yazdım.
"Ohaa" dedi Artun, ağzındaki çayı püskürerek: "Öğrenciler alay etmiştir senle" diye ekledi, gülmesi halen devam ediyor bir yandan da cebinde peçete arıyordu.
"Her neyse; bu mektuplar... Bana, tanıdığımı sandığım ama aslında çok yabancısı olduğunu fark ettiğim bir dünyayının kapılarını açtı" dedi. Harun. "Hangi dünyanın?" dedi Artun fil ile Harun'un atını yedikten sonra..
"Kadınların dünyası" dedi Harun; satranç tahtasında iyice zora düşmüştü. Bu yüzden vezirini savunmada iyice öne çıkarttı ama bu çok riskliydi. Artun devam etti: "Ya bırak allah aşkına amma çok önemsiyorsun böyle şeyleri" dedi ve Şah çekip Harun'un kalesini fille aldı.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder